T24 Haber Merkezi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının 64 gün süren ilk duruşmasında savunma yapamayan tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, davanın ikinci celsesinde 14 Ekim’de başlayan savunmasına dördüncü gününde devam ediyor. Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, dün akşam duruşma sonrası hapishaneye dönüldükten sonra İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in savcılığa çıkarıldığını, hakkında yeni bir tutuklama kararı verildiğini söyledi.
İmamoğlu, “Yedek tutuklama. Bu utanmazlık değil de nedir? Omurgaları darmadağın olmuş bana daire başkanlığı yapmış bir müptezelin ifadesi üzerine bu arkadaşımın dün sabah ifadesini alıyorsun, akşama tutuklama veriyorsun. Bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var. Görüyorsunuz ya da görmüyorsunuz. Sandalyeniz etrafında, bilgisayarınız içerisinde ahtapotun kolları var” dedi.
İmamoğlu’nun savunmasındaki ilgili bölümün tamamı şöyle:
“Belli ki birileri kararı size bırakmamaya yemin etmiş. Dün bunun çok acı ve vahim bir örneğini yaşadık Sayın Başkan. Melih Geçek kim biliyor musunuz? Melih Geçek, ben gencecik yaştayken tanıdığım, böyle evi barkı olan, yuvası olan, genç yaşta evlenmiş, bakın bir şey söyleyeceğim burada kimse alınmasın, hepinizin masumiyetine yürekten inanıyorum. Ama şurada en masum 5 kişi kim deseniz, ben bir tanesi Melih Geçek derim. Masumiyetine bütün hücreme kadar inanıyorum bak, bu kadar eminim, bu kadar eminim! Melih Geçek, dün duruşma sabahı, sabah öncesi savcı, başsavcı vekili, bütün kötü eylemlere imza atanlardan birisi, ismini verecektim ama şimdi vermiyorum, o kirli ellere bir fırsat vermemek için vermeyeceğim ismini, apar topar, apar topar ifadeye çağırılıyor.
Melih Geçek’i ifadeye alıyor SEGBİS’le. Ve Melih Geçek’e SEGBİS’te İSBAK’ta bir firmayı soruyor. O firmada Melih Geçek daha öncesi sigortalı çalışmış. 2009 öncesi. Bu diyor burada yüzlerce ihale almış diyor. O da diyor ki: ‘Yok’ diyor, ‘Benim bildiğim 2 ya da 3 tane ihale almıştır’ diyor. 2 ya da 3 tane ihale almıştır.
“Planlı, tasarlanmış; bizim cezaevine dönüşümüzü bekliyorlar”
Mesela siz şeyi araştırın diyor, Mehmet Türk’ün şeylerini araştırın diyor. Oraya geçelim, oraya geçelim diyor, kayda bile almıyor bunu. Bunu kayda bile almıyor. İfadesini alıyor, anlatıyor Melih, gayet samimi, içten bir şekilde ifadesini veriyor. Diyor ki: ‘Melih kardeş’ diyor, ‘Sen’. Kardeşi ben ekledim. ‘Sen bir 15 gün daha düşün. Bir hazırlık yap, bir hafızanı tazele. Ben seni bir daha ifadeye çağıracağım.’
Diyor ki o da masumiyetiyle, ‘Ben duruşmaya katılabilirim değil mi?’ diyor. ‘Tabii, tabii, katıl.’ diyor. ‘Sen bir 15 gün bir çalış’ diyor, ‘ben seni hatta diyor, hafta sonu aldırırım’ diyor, ‘hafta içi de değil, hafta sonu aldırırım, sen gene duruşmalarına katılırsın’ diyor. Ve SEGBİS bitiyor ve Melih kardeş buraya geliyor.
Dünü beraber yaşadık, geçirdik. Ben biraz erken çıkıyorum. Beni tek başıma götürüyorlar. Arkadaşlarım daha sonra geliyor. Geldiklerinde o olaya şahit olan bir arkadaşım, avukat görüşmemde seslenerek diyor ki: ‘Melih’i tekrar SEGBİS’e aldılar.’ Bakın, bizim cezaevine dönüşümüzü bekliyorlar, Sayın Başkan. Planlı, tasarlanmış, mahkeme kurulmuş, Melih’in cezaevine dönüşü bekleniyor, Sayın Başkan, sayın heyet. Sabah alınan ifadede Melih’le ilgili havale yok, mahkemeye havale yok, hiçbir şey yok. Tek başına, tek başına Melih’i cezaevine girer girmez SEGBİS’e alıyorlar, mahkemeye çıkartıyorlar. Mahkemeye havale dahi edilmemiş Melih’e tutuklama kararı veriyorlar. Bu tesadüfün iğne deliği değil mi, Sayın Başkan, Sayın Heyet?
“Yedek tutuklama”
Yedek tutuklama! Bu utanmazlık değil de nedir? Hani 15 gün sonra bir daha ifade verecekti Melih. Şu anda desen ki Melih, lütfen ayağa kalk. Utanır biliyor musunuz ayağa kalkmaya? O kadar efendi, o kadar beyefendi, o kadar ahlaklı bir adam.
“Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları var”
Omurgaları darmadağın olmuş, dans eder gibi burada ifade veren bir müptezelin, bana daire başkanlığı yapmış bir müptezelin bir ifadesi üzerine, bir ifadesi üzerine Erol Naim’in bir ifadesi üzerine, ‘Bu arkadaşımı dün sabah ifadesini alıyorsun, 15 gün sonra seni çağıracağım’ diyorsun, akşama tutuklama veriyorsunuz. Sayın Başkan, sayın heyet bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var. Görüyorsunuz ya da göremiyorsunuz. Ahtapotun kolları var. Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları var.
Melih’i sabah tutuklamaya sevk etmemiş ki. Öyle olsa resmi evrakta yazar. Ama gün içinde hangi talimat gitmişse, hangi tuzak kurulmuşsa, hangi pusu kurulmuşsa Melih akşam tutuklandı. Yedek tutuklama yapıldı.”
(Editör: Buse Söğütlü)