Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS), Cammu Keşmir’in işgalinin 79. yıl dönümünde “En Uzun Abluka: Hindistan İşgali Altındaki Cammu Keşmir’de Yerleşimci Sömürgecilik ve Yapısal Şiddet” isimli bir rapor yayımladı. 95 sayfalık bu raporda, 2019-2026 yılları arasında 26 bin 129 keyfî gözaltı gerçekleştirildiği, 1989 yılından itibaren ise 8 bini aşan zorla kaybolma olayı yaşandığı ifade edildi. Çeşitli alanlarda toplanan 2 bin 730 cesede dair bilgilerin yer aldığı raporda, gözaltında işkence ve kötü muamele iddialarına da yer verildi.
Askerî personelin yargılanmasını hükümet onayına bağlayan düzenlemelerin cezasızlığı pekiştirdiği belirtilen raporda, 2019’dan bu yana 4 üst düzey siyasi liderin gözaltında hayatını kaybettiği vurgulandı. Hindistan’ın bölgede konuşlandırdığı asker ve güvenlik güçlerinin sayısının 900 bini aştığına dair bilgiler yer almakta; Nisan 2025’te Pahalgam yakınlarında meydana gelen saldırının ardından şüphelilere ait 9 evin yıkıldığı kaydedildi. Srinagar’da bayram namazlarının engellenmesinin üzerinden tam 8 yıl geçtiği, ayrıca kütüphane ve okullardan toplamda 4 bin 249 kitabın çıkarıldığı ve 2022 yılında 300 eğitim kurumunun kapatıldığı bilgileri paylaşıldı.
Raporda insan hakları ihlallerine dair verilerin yanı sıra Hindistan ile İsrail arasındaki askerî, istihbari ve teknolojik iş birliği de ortaya konuldu. Filistin’deki işgal uygulamalarının laboratuvarı haline gelen yöntemlerin, Hindistan’ın işgali altındaki Cammu Keşmir’de de etkin olduğu belirtildi. Buna göre Hindistan, Keşmir’de keşif ve gözetleme amacıyla İsrail üretimi Heron insansız hava araçlarını kullanıyor. Dijital gözetim alanında ise İsrail kökenli Pegasus casus yazılımı dikkat çekiyor.
2 binden fazla tanıklıkta, sorgulara İsrailli yetkililerin katılım sağladığı belirtiliyor. Ayrıca Hindistan güvenlik güçlerinin envanterinde İsrail yapımı Tavor tüfekleri bulunmakta; Hindistan, 2019’da Pakistan’a yönelik düzenlediği hava saldırılarında da İsrail menşeli Spice-2000 güdümlü mühimmatlarını kullanmıştı.
Hindistan ile İsrail arasındaki ilişkiler, yerleşim politikaları ve nüfus mühendisliği konularında benzerlikler taşıyor. Raporda, 2019’da Keşmir’in özel statüsünün kaldırılmasının ardından bölge dışından Hindistan vatandaşlarına ikamet etme ve mülk edinme imkanlarının genişletildiği, milyonlarca kişiye oturum izni verildiği ve seçmen listesine yeni bireylerin eklendiği kaydedildi. Filistin’deki yerleşimci sömürgecilik modeline benzeyen bu uygulamalarla Keşmir halkının kendi topraklarında azınlık durumuna düşürülmesinin amaçlandığı vurgulandı.
WOLAS Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Enes Kafadar, Hindistan’ın güvenlik ve terör söylemiyle işgali meşrulaştırmaya çalıştığını belirtti. Kafadar, “Senaryo tanıdık. Filistin’de İsrail tarafından gerçekleştirilen uluslararası hukuk ihlalleri birebir aynı şekilde Hindistan tarafından Keşmir’de uygulanıyor” dedi. Raporu sunan Dr. Hasan Basri Bülbül, Keşmir’deki ihlallerin birbirinden bağımsız olaylar değil, yerleşimci sömürgeciliğin unsurları olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Keşmirli Avukat Nasir Kadri de Filistin ile Keşmir arasındaki ortaklık üzerinde durdu. Hindistan’ın 2019’dan sonra bölgenin demografik yapısını değiştirmeye yönelik politikalarını hızlandırdığını anlatan Kadri, Hindutva ideolojisi ile Siyonizm arasında benzerlikler bulunduğunu ifade etti: “Keşmir’de yaşanan baskı ve zulüm uluslararası kamuoyundan gizleniyor; bölge, Filistin’de görülen politikaların benzerlerinin uygulandığı bir deneme sahasına dönüştürüldü.”